Uğur Mumcu Cinayeti | um:ag | 19 04 2014

Uğur Mumcu Cinayeti

UĞUR MUMCU CİNAYETİ SORUŞTURMASININ GEÇİRDİĞİ AŞAMALAR

 

24 Ocak 1993 yılında, evinin önünde düzenlenen bir bombalı saldırı sonucu yitirdiğimiz Uğur Mumcu'nun Cinayetinin Soruşturması çeşitli aşamalar geçirmiştir.

 

Olaya başından itibaren Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı el koymuştur. Ancak dosya bir türlü tamamlanamamıştır. 7 yıl gibi uzun bir sürecin sonunda 11 Temmuz 2000 tarihinde "Umut Davası" adıyla bir dava açılmıştır.

 

Bu 7 yıllık süreç içinde soruşturma sırasında birçok aksaklık yaşanmıştır. Eşi Güldal Mumcu ve kardeşleri Beyhan Gürson ve Ceyhan Mumcu soruşturmanın hızlanması için çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır. Güldal Mumcu, soruşturmada uygulama yanlışlıkları olduğunu, soruşturmayı yürüten ve "bu işi devlet yapmıştır, siyasi iktidar isterse çözülür" diyen DGM Savcısı Ülkü Coşkun'un soruşturmayı savsakladığını belirtmiş, ihmallerin altını çizen dilekçeler vermiştir.

 

Güldal Mumcu'nun 1994 yılında Adalet Bakanlığına verdiği, DGM Savcısı Ülkü Coşkun'un soruşturmayı savsakladığını öne süren bir dilekçesi üzerine, Adalet Bakanlığı, Müfettişlerine olayı soruşturma emri vermiştir. Yapılan soruşturmanın ardından Adalet Bakanlığı Müfettişlerinin hazırladığı raporda, Ülkü Coşkun'un olayı savsakladığı sonucu ile disiplin cezası tayini gerektiği kararına varılmıştır. Ancak, Ülkü Coşkun asker olduğu ve özlük hakları Milli Savunma Bakanlığına bağlı olduğu için bu kararın, Milli Savunma Bakanlığı tarafından uygulanması gerekmiştir. Milli Savunma Bakanlığı, bu kararı uygulamayarak, soruşturmaya yer olmadığına ve dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermiştir. Bunun üzerine, Askeri İdari Mahkemesine, savcı Coşkun'a verilen bu disiplin cezası tayininin uygulanması istemiyle dava açılmıştır. Davanın sonunda, bu kararın uygulanmayacağı belirtilmiş, nedeni ise devlet sırrı olduğu gerekçesiyle açıklanmamıştır.

 

SUİKAST RAPORU 93/96 – Uğur Mumcu Cinayeti Soruşturması Sorgulanıyor

 

Güldal Mumcu, çocukları Özgür Mumcu ve Özge Mumcu, İçişleri Bakanlığı aleyhine, Uğur Mumcu'yu gereğince ve hatta hiç korumayarak, taşıdıkları sorumluluğu yerine getirmedikleri gerekçesiyle, uğradıkları maddi ve manevi zararın karşılanması için dava açmışlar ve bu davayı kazanmışlardır.

 

14 Ocak 1997 tarihinde, TBMM'de Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu kurulmuş ve komisyon, görevini 4 Haziran 1997'de tamamlamıştır.

 

TBMM Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonunun 4 Haziran 1997 tarihli sonuç bölümündeki önemli saptamalar için tıklayınız.

 

TBMM Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonunun suç duyuruları ve Uğur Mumcu'nun eşi ile kardeşleri tarafından 1999 yılında İçişleri Bakanlığına verilen dilekçenin ardından Bakanlık, Uğur Mumcu Cinayetinden sonra kurulmuş olan olay yeri inceleme ekibi yetkililerine soruşturmanın yeniden gözden geçirilmesi talimatını vermiştir. Bütün bu çalışmalar sonucunda Umut Operasyonu doğmuş, iddianame hazırlanarak 2000 yılında 2 no'lu DGM'de dava açılmıştır. Karar, Yargıtay aşamasında, bir kısım sanıklar yönünden onanmış, bir kısım sanıklar yönünden ise bozularak dosya 2 no.lu DGM'ye dönmüştür. Bozma kararına uyularak, dava, anılan mahkemenin 2002/139 sayılı dosyasından devam etmektedir.

 

Yargıtay 9.Ceza Dairesi’nce yerel mahkeme kararı;

 

- Muammer AKSOY’un öldürülmesi sonrasında olay yerinde bulunan boş kovanlar ilişkin tutanak ile emanette bulunan kovanlar arasındaki çelişki, 

 

- Bahriye ÜÇOK’un öldürülmesi olayında bombalı paketi alan kargo görevlisi Gülay CALAP’ın paketi kargoya verdiğini söyleyen Ferhat ÖZMEN’le yüzleştirilmemiş olması, Abbas GULAMZADE’nin öldürülmesi olayı ile ilgili olarak İstanbul 3 No’lu DGM’de görülmekte olan 1993/205 E. sayılı dava dosyası ile dosyanın birleştirilmesi yada sonucunun araştırılıp buna göre karar verilmesi, gerekçesi ile üç noktadan bozulmuştur. Yerel mahkeme bozmaya uyup yargılamayı 2002/139 E.dan sürdürmektedir.

 

Umut Operasyonu Davasının bozmadan sonraki aşamalarında ise;

 

- 17.03.2003 günlü duruşmada Muammer AKSOY’un öldürüldüğü yerde bulunan mermi kovanlarına ilişkin çelişkinin giderilmesi için söz konusu tutanağı tutan polis memurları dinlendi, 

 

- 16.04.2003 günlü duruşmada Ferhat ÖZMEN ile olay tarihi öncesi kargo şirketinde çalışan Gülay ÇALAP yüzleştirildi. Tanık aradan geçen uzunca süre nedeniyle tanımasının mümkün olmadığını söyledi.

 

27.08.2003 günlü duruşmada İstanbul 3 nolu DGM yazılarak;

 

.....1993/205 esas ve 1993/ 576 esas sayılı Ekrem BAYTAP ile dosyasından Abbas GULAMZADE ’nin kaçırılması olayıyla ilgili teşhis tutanakları tanık beyanları olay tutanağı ve dosyada varsa başkaca kanıtların ve yine bu dosyada bulunan iddianamenin verilmişse kararın örneklerinin çıkartılıp gönderilmesine,

 

.....istemde bulunan sanıkların 4959 sayılı yasadan istifade edip edemeyeceklerinin İçişleri Bakanlığından sorulmasına karar verilmisti.

 

18.02.2004 günlü duruşmada;

 

İstanbul 3 No’lu DGM’den gönderilen dosyanın bu dosya ile birleştirilmesinin beklenilmesine karar verilip duruşma 17.03.2004 tarihine ertelenmişti.

 

17.03.2004 günlü duruşmada;

 

- Ekrem Baytap dosyasının birleştirilme kararı ile dosya içine alındığı,

 

- davanın 1 No’lu sanığı Hasan Kılıç’ın ve birleşen dosya sanığı Ekrem Baytap’ın 4959 sayılı yasadan yararlanması istemlerinin İçişleri Bakanlığına yazılarak rapor hazırlanmasının istenmesine,

 

- diğer sanıkların istemlerine ilişkin yazılan müzekkere cevaplarının beklenmesine, karar verilip duruşma 26.04.2004 tarihine ertelendi.

 

26.04.2004 günlü duruşmada ise;

 

-Sanıklardan Mehmet Şahin, Fatih Aydın, Mehmet Ali Tekin, Yusuf Karakuş, Muzaffer Dağdeviren’in 4959 sayılı yasadan yararlanma istemlerine ilişkin İçişleri Bakanlığınca olumsuz yanıt verildiğine ilişkin yazı okundu.

 

-Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap’la ilgili olarak İçişleri Bakanlığına yazılan yazı cevaplarının beklenilmesine karar verilip,

 

02.06.2004 günlü duruşmada ise;

 

Kayda değer birşey olmadı,karar verilip duruşma 07.07.2004 gününe ertelendi.

 

07.07.2004 günlü duruşmada ise;

 

5190 sayılı yasa ile 2845 sayılı DGM leri kanunu yürürlükten kaldırıldığı için dava dosyası yeni kurulan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne devredildiği için adı geçen mahkemece açıldı. Böylece dava dosyasına bakan heyet ve savcı bir kez daha değişmiş oldu. Bakanlığa yazılan yazı cevaplarının beklenilmesine karar verilerek duruşma 04.08.2004 gününe ertelendi.

 

04.08.2004 günlü duruşmada;

 

Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap’ın topluma kazandırma yasasından yararlanamayacaklarına ilişkin gelen İçişleri Bakanlığı yazıları okundu.

 

Sanık vekillerine gelen yazılara karşı beyanda bulunmaları için süre verilerek duruşma 20.09.2004 gününe ertelendi. 

 

20.12.2004 günlü duruşmada;

 

Sanık Ferhan ÖZMEN vekili müvekkilinin savunmasını yaparken mahkeme heyeti ile tartışmaya girdi; duruşmaya ara veren mahkeme heyeti tekrar duruşmaya başladığında Ferhan ÖZMEN vekiline ihtaratta bulunarak CMUK 394/ d işlem yapacağını bildirdi.

 

Sanık Ekrem BAYTAP vekilleri savunma için süre istediler, Sanık Hasan Kılıç vekili ise mazeret dilekçesi vererek duruşmaya katılmadı.

 

Mahkeme heyeti tutuklu sanıklar Hasan KILIÇ, Ferhan ÖZMEN, Mehmet Ali TEKİN ve Ekrem BAYTAP’ın tutuk hallerinin devamına, tutukluluk durumlarının 14.01.2005 günü incelenmek üzere duruşmayı 14.02.2005 günü saat 10.00 a erteledi.

 

14.01.2005 günlü incelemede ise sanıkların tutukluluklarının devamına karar verilmiştir.

 

14.02.2005 günlü ve 13.05.2005 günlü duruşmalarda;

 

Yeni ceza yasasının yürürlük tarihi beklendiği için önemli bir gelişme olmadı.

 

10.06.2005 günlü duruşmada;

 

Savcılık makamı esas hakkındaki mütalaasını okudu; Buna göre sanıklardan; Ekrem BAYTAP ve Ferhan ÖZMEN’in 765 sayılı TCK nun (eski kanun) 146/1 31,33,40 maddeleri gereği, Mehmet Ali TEKİN ve Hasan KILIÇ’ın 5237 sayılı TCK nun (yeni kanun) 314/1,3713 sayılı Kanunun 5, 53 ve 63 maddeleri gereği, Abdül Hamit ÇELİK, Muzaffer DAĞDEVİREN, Fatih ALGÜN, Yusuf KARAKUŞ ve Mehmet ŞAHİN’in 5237 sayılı TCK nın 314/2, 53 , 63 ve 3713 sayılı yasanın 5.maddesi gereği, cezalandırılmalarını; Sanık Yusuf KARAKUŞ’un ve Muzaffer DAĞDEVİREN’nin daha önceki mahkumiyetlerine ilişkin şartlı tahliyelerinin geri alınmasını, Ferhat ÖZMEN, Hasan KILIÇ ve Abdül Hamit ÇELİK’in sürücü belgelerinin geri alınmasını, 4959 sayılı yasadan (topluma kazandırma/pişmanlık yasası) faydalanmak yönünden talepleri olan sanıkların bu taleplerinin reddini, kamu adına talep etti. Sanık vekillerden; Ekrem BAYTAP vekili savunma için süre istedi, Mehmet ŞAHİN, Mehmet Ali TEKİN, Hasan KILIÇ vekili, Ferhan ÖZMEN vekilleri esas hakkındaki savunmalarını yaptılar. Sanıklardan Hasan KILIÇ ve Mehmet Ali TEKİN ile, Ekrem BAYTAP vekiline esas hakkındaki savunmalarını yapmaları için mehil verilerek duruşma 01/07/2005 tarihine ertelendi.

 

01.07.2005 günlü duruşmada;

 

Sanıklardan Hasan KILIÇ ve Mehmet Ali TEKİN ile, Ekrem BAYTAP vekili davanın esasına yönelik savunmalarını yaptı. Dosya heyetçe incelemeye alınarak duruşma 28.07.2005 günü saat 10.30’a ertelendi.

 

28.07.2005 günlü duruşma karar duruşmasıydı.;

 

Bu duruşmada; Savcı esas hakkındaki mütalaasını tekrarladığını belirtti. Müdahil yan olarak diyeceklerimiz soruldu.

 

Savcılık mütalaasına katıldığımızı belirterek

 

“Müvekkillerin yakını Uğur MUMCU ile Muammer AKSOY, Bahriye ÜÇOK ve Ahmet Taner KIŞLALI’nın öldürülmelerini organize eden güçler de ortaya çıkarılıp yargılanmadıkça dosyanın mütevekkiller yönünden kapanmayacağını, kamu vicdanının da tatmin olmayacağını” söyledik. Sanıkların son sözlerini alan mahkeme heyeti, sanıklardan; 1-Firari sanık Oğuz Demir’in dosyasının ayrılmasına; 2-Ferhat Özmen’in (eski ) TCK 146/1 den ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verip hiçbir indirim uygulanmadı, 3-Hasan KILIÇ VE Mehmet Ali Tekin’i “ silahlı çetenin özel görevli yöneticisi” suçundan (yeni) TCK 314/1 maddesi gereği on’ar yıl hapis cezası ile cezalandırılmasını karar verip, yasal artırım ve lehe olan indirimleri uygulayıp 12 şer yıl 6 şar ay hapis cezasına mahkum ettikten sonra 4959 sayılı (pişmanlık-topluma kazandırma) yasanın 4/C-2 maddesini uygulayarak neticeden 6 şar yıl 3 er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verip tutukluluk hallerini kaldırdı. 4- Mehmet ŞAHİN, Fatin AYDIN, Muzaffer DAĞDEVİREN ve Abdülhamit ÇELİK’i “silahlı çetenin üyesi olmak” suçundan yeni TCK 314/2 maddesi gereği beşer yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verip yasal artırım ve lehe indirim gerektiren maddeleri uyguladıktan sonra verilen yedi’şer yıl altı’şar ay hapis cezasına 4959 sayılı yasanın 4/C-2 maddesini uygulayarak üç’er yıl bir’er ay onbeş’er gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5-Yusuf KARAKUŞ’un 314/2 maddesi gereği cezalandırılıp yasal artırım ve indirim nedenlerini uyguladıktan sonra 4959 sayılı yasanın 4/C-2 maddesinden de yararlandırılarak neticeden üç yıl dokuz ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca daha önce almış olduğu 30 yıllık hapis cezasından şartla tahliye edildiği için, hüküm kesinleştiğinde, şartla tahliye kararının geri alınmasına, 6-Ekrem BAYTAP’ı (İstanbul’dan görevsizlikle gelen dosya sanığı) “silahlı çetenin özel görevli yöneticisi” suçundan 314/1 maddesi gereği 12 yıl hapis cezasına mahkum edip yasal artırım ve indirim uyguladıktan sonra pişmanlık yasasından yararlandırılmaksızın neticeden onbeş yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, yattığı süre göz önüne alınarak tahliyesine karar verildi. Verilen bu karar kararın açıklanmasından sonra aynı gün tarafımızdan "usul ve yasaya aykırı" olduğu gerekçesi ile temyiz edildi. Davanın temyiz incelemesi, Yargıtay 9. Ceza Dairesince yapıldı. Bu kez dava dosyası 2006/ 1554 E.sayılı dosya numarasını aldı. Anılan daire 2006/6101 K.sayılı kararı ile temyiz incelemesi sonucu, sanıklardan;

 

Ferhat ÖZMEN hakkında verilen hükmün onanmasına, 

 

Ekrem BAYTAP yönünden eksik inceleme nedeniyle, 

 

Yusuf KARAKUŞ ve Fatih AYDIN yönünden ek savunma hakkı verilmediği nedeniyle, 

 

Abdulhamit ÇELİK’in talebi olmadığı halde 4959 sayılı yasadan yararlandırıldığı; 

 

Mehmet Ali TEKİN, Hasan KILIÇ, Yusuf KARAKUŞ , Mehmet ŞAHİN, Fatih AYDIN ve Muzaffer DAĞDEVİREN’in örgüt içindeki konum ve faaliyetleriyle uyumlu şekilde bilgi vermek suretiyle örgütün dağılmasına veya meydana çıkartılmasına yardım ettiklerine yada bilgi ve destek vererek, yahut bizzat çaba göstererek örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olduklarına dair yeterli delil bulunmadığı halde (pişmanlık yasasından) yararlandırıldıkları, 5237 sayılı TCK 58.maddesinin uygulanması gerektiği, gerekçeleri ile yerel mahkeme kararını bozmuştur. Kararın Ferhan ÖZMEN yönünden onanmış olması davada müdahillik sıfatımızı sona erdirmiştir. Bu nedenle bozmadan sonraki aşamalarda davayı ancak dosya üzeri takip etmemiz söz konusudur. 

 

Birkaç söz: 

 

2000 yılında 2000/102 E.sayılı Umut Operasyonu Davası adı ile açılan bu dava, çeşitli aşamalardan geçirilerek 08.11.2006 günü Yargıtay 9.Ceza Dairesi’nin 2006/1554 E.2006/6101 K.sayılı kararıyla onandı. Olayın faili olarak bu davada yargılanan Necdet Yüksel yönünden daha önce kesinleşen karar, son kararın onanmasıyla, Ferhat Özmen yönünden de kesinleşti.

 

Görünüşte biten dava, Kalpaksız Kuvva’i Milliyeci Uğur MUMCU’nun yakınları yönünden bitmemiştir.

 

Davanın değişik aşamalarında söylediğimiz gibi, hala bulunamayan Oğuz DEMİR, yargılanan Ferhat Özmen, Necdet Yüksel ve diğer faillerin cezalandırılması, dosyanın kapandığı anlamına gelmemelidir. 

 

Topluma olayın faili olarak sunulanlar değil, olayın arkasındaki gerçek failler ortaya çıkarılıncaya kadar bu dosya kapanmayacaktır. Kapanmamalıdır.

 

Uğur Mumcu'nun öldürüldüğü 24 Ocak 1993'ten bu yana 12 Hükümet, 14 İçişleri bakanı, 12 Adalet Bakanı, 4 DGM savcısının (şu an özel görevli mahkeme savcısı görevde) değiştiği ülkemizde, ne yazık ki, Uğur Mumcu cinayeti bütün bağlantılarıyla hâlâ aydınlatılamamıştır.

 

Mahkemenin verdiği karar onansa bile, cinayete azmettirenler ortaya çıkmadığı sürece, dosya bizim açımızdan kapanmış sayılmayacaktır.